90’larda Nasıl Eğlenirdik?

Doksanlar birçok kişiye göre masumiyetin, komşuluğun ve sokakta özgürce oynayan çocukların olduğu son on yıldı. Kim bilir belki de haklıdırlar. Teknolojinin baş döndürücü gelişmelerinin yaşandığı, seksenlerin abartı modalarının daha sadeleştiği ve hayatın büyük kısmının kupon biriktirerek geçirildiği bir on yıldı. Şimdi o devri yaşayanların hatıralarını canlandıracak, yaşamayanların da o devirlerde neler yaparak zamanlarını geçirdiklerini öğreneceği yazımıza geçelim.

Doksanlar denince akla ilk gelen şeylerin başında ülkemizde ilk defa özel televizyon kanallarının ortaya çıkması gelecektir. TRT’nin dışında başka kanalların yani alternatiflerin olması o dönem insanının en büyük zevkiydi. Yerli yapımların yavaş yavaş palazlanmaya başladığı bu dönemde ağırlıklı olarak yabancı dizi ve filmler kendini göstermekteydi. Alf, Cosby Ailesi, He Man, Ninja Kaplumbağalar, Zeyna, Şirinler, A Takımı, Tsubasa ve her Pazar akşamı iple çekilen Parliament Sinema Kulübünün sinemaları gibi yapımlar büyük bir ilgiyle takip edilirdi.

Aynı zamanda hafızalara kazınan ve izlenme rekorları kıran Türk dizileri de ortaya çıkmaya başlamıştı. Bizimkiler, Süper Baba, Mahallenin Muhtarları, 7 Numara, Sıdıka, Çarli, İnce İnce Yasemince, Olacak O Kadar ve Bir Demet Tiyatro bunlardan sadece birkaçıydı.

Televizyon kanallarında yaşanan gelişmeler gazetelere de yansıyacak ve kupon ile ev eşyası ve ansiklopediler savaşı ortaya çıkacaktı. Evini yeni alanlar veya evlenecek genç kızlar çeyizlerini kupon biriktirip gazete dağıtım şirketlerinin önünde kuyruklar oluşturarak sahip olacaklardı. Kuponla verilen eşyalar arasında en üst seviye ise araba hatta ev verilmesi çıtayı ulaşılamaz noktalara taşıyacaktı.

Teknolojinin gelişmesi ile beraber atari salonları biraz müşteri kaybedip evde kendi televizyonlarına takabilecekleri ergonomik kolaylığa ulaşacaktı. Farklı oyunları tecrübe etmek isteyenler, arkadaşları ile oyun kasetlerini değiştirme yarışına bile gireceklerdi.

Evlerde kitaplıklı çekyatlar yerini yavaş yavaş garip renklerdeki koltuklara dönüştürmeye başlamıştı. Bu garip renkler evlerdeki perdelere yansıyacak, neredeyse her on evin sekizinde o meşhur desenli perde olacaktı. Evdeki sobanın üzerinde ekmek ve kestane kızartma nostaljisinin yaşanacağı son yıllar olacaktı.

Çevirmeli ve ailenin reisinin izni olmadan kullanmayı engellemek için kilitlenebilen telefonların yanında artık tuşlu telefonlarda epeyce yaygınlaşmaya başlamıştı. Ama 90’ların sonuna doğru sadece arama ve SMS gönderebileceğiniz cep telefonları kendini yavaş yavaş göstermeye başlayacak ve gelecek on yılda diğer tüm sabit telefonları tarihin tozlu raflarına atacaktı.

Başka unutulmayacak birçok şey daha vardı elbette. Hugo ve Tolga Abi bize evimizdeki tuşlu telefon ile televizyonda canlı oyun oynama imkânı sunmaktaydı.

Her pazar çocuklar için gazetelerin verdiği maketler büyük bir özenle yapıştırılarak evin güzel bir yerine koyulurdu.

Bisikletlerin jantları gökkuşağı gibi süslenirken sokak aralarında plastik top ile futbol topu arası değişik bir maddeden yapılan toplarla mahalle maçları yapılırdı.

Binaların çatıları karasal antenlerden görünmez duruma gelirken çocukların elinde patlayan mantar tabancaları o görüntü kirliliğini hiç umursatmayacaktı. Mantar tabancası alamayan çocuklar çok küçük haznesi olmasına rağmen su tabancalarını ellerinden bırakmazdı.

Barış Manço’nun 7’den 77’ye programı o dönemdeki en meşhur şeker olan küçük naneli şekerler kadar sevilecekti.

Ekranlarda hayranlıkla seyredilen küçük veya büyük herkesi o büyülü cama kilitleyen ve bir nesle resmi sevdiren ressam Bob Ross’u izlemek.

Mutlaka herkesin bir süre de olsa taktığı Casio’nun o basit ve siyah saati doksanlar denince akla gelen ilk ürünlerdendir.

Türkiye’de magazin programlarının ilk örneği olan Tele Vole programı, realty şov denince Saadettin Teksoy ilk örneklerini ekranlarda sergilemeye başlamışlardı.

Cin Ali serileri, birçok kapağı olan sert plastikten kocaman kalemlikler, ders aralarında kareli defterlere çizilerek oynanan amiral battı oyunları ve ilk kez renk renk sakızlarla tanıştığımız yıllar yine doksanlardı.

Editör: Sedat Dizlek

BENZER İÇERİKLER

23.32 Saat Anlamı Nedir?

Binlerce yıldır dünya üzerinde birçok zaman ölçme aleti kullanılmıştır. Her kullanılan zaman ölçme aleti sadece saatin kaç olduğunu...

Odun Külü Bahçeye Atılır Mı?

Son yıllarda doğaya ve kır hayatına olan ciddi yönelimle beraber doğada yaşamanın gereklilikleri ve unutulan bazı köy hayatı...

Epikürizm Nedir? Epikür Kimdir? Epikürcüler Neyi Savunur?

Epikür düşünce veya epikürizm kendi içinde ilginç anlamlar barındıran bazı düşüncelere göre de birbiriyle çelişiyormuş gibi gözüken, özellikle...

Tourette Sendromu Nedir? Tedavisi Var Mı?

Tourette Sendromu diğer adıyla Tik Hastalığı olarak da bilinmekte olup basite alınabilecek bir rahatsızlık değildir. Tik, ülkemizde basit...