Cumhuriyetten Önce Hiç Darbe Oldu Mu?

Ülkemizde darbelerden söz açılınca akla mutlaka birkaçı gelebilmektedir. Aslında bu topraklarda yani Anadolu’da yaşanan darbeler aslında epey geri götürülebilir. Bu konuda bazı tarihçilerin farklı fikirleri olsa da üzerinde hemfikir oldukları darbe veya darbe girişimi diyebileceğimiz birçok girişim olmuştur.

İlk önce cumhuriyet dönemindeki darbeleri kısaca bir hatırlayalım: 1950 seçimlerini kazanan Demokrat Parti tek parti iktidarına son verdikten on yıl sonra 27 Mayıs 1960’da askerin darbesiyle karşı karşıya kalmıştır. Darbeciler kurdukları mahkeme ile Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarını asmışlardır.

Bu gelişmelerin peşinden 1961’de seçimleri Adalet Partisi kazanmış ama darbe merakı azalmamıştı. Kurmay Albay Talat Aydemir, 16 Kasım 1961 ve 22 Şubat 1962 yılında iki kez darbe yapmaya kalkışmış ama amacına ulaşamamıştır.

Daha bir başbakanın asılmasının üzerinden on yıl geçmişti ki yine bir darbe yaşanacaktı. Bu da 12 Mart 1971 Muhtırası olarak adlandırılacaktı. 12 Mart’ta hem darbe hem de muhtıra çekilmişti. Bu yaşananların üzerinden yine yaklaşık olarak bir on yıl daha geçtikten sonra 12 Eylül 1980 yılında Kenan Evren ekranların karşısına geçerek darbe bildirisini seslendirecekti.

Aradan 17 yıl geçtikten sonra darbeler içerisinde en ilginç olanı 1997’de yaşanacaktı. Bu yüzden de adına 28 Şubat Post Modern darbesi denecekti. Her darbede olduğu gibi bu darbede de bilet halka kesilecek binlerce ve on binlerce mağdur oluşturacaktı.

Tarihler 2007’yi gösterdiğinde ise darbeler bile teknolojiye ayak uyduracaktı. Bir gece yarısı 27 Nisan e-muhtırası ile tanışacaktık. Bitmeyen darbelerden en sonuncusu da hain FETÖ tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi kanlı bir şekilde yaşanacaktı.

Gelelim Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce Osmanlı imparatorluğu döneminde yaşanan darbelere. Aklınıza imparatorluk döneminde darbe veya darbe girişiminin olamayacağı düşüncesi doğal olarak gelebilir. Evet, olabilir/oldu da ve şimdi onlara kısaca bir göz atalım.

Sayacak olduğumuz darbe ve darbe girişimlerinin içerisinde Osmanlı’nın özellikle çöküş döneminde kaybettiği topraklarda çıkan isyan ve buna benzer kalkışmaları ayırıyoruz. Ayrıca başta olan padişahı devirmek için yapılan veliaht kavgaları da bu sınıflamanın içerisinde değildir. Çünkü her iki örnek başlı başına farklı bir araştırma konusudur.

İLK DARBE, 1876 DARBESİ

30 Mayıs 1876 yılında Osmanlı padişahı Abdülaziz’in tahttan indirilmesi yaşanan ilk darbedir. Abdülaziz döneminde hem ekonominin ciddi sıkıntılar içerisinde olması hem de özellikle Balkanlar’da başlayan isyanlar ile bazı devletlerin kopuşu bu süreci doğurmuştur. Balkanlar’da yaşanan bu kopuşlar oldukça kanlı bir şekilde olduğu için Avrupa, Osmanlı İmparatorluğu’nu sıkıştırmak için kullanmıştır. Yaşanan bu gelişmeler Anadolu’da da huzursuzluklara sebep olmuştur. Fatih Medresesi’ndeki öğrencilerin sokakta yaptıkları eylemler kitlesel bir duruma dönüşecekti. Sarayda önemli görevlerde olan kişilerin görev değişiklikleri de bu durumu sakinleştirmeye yetmemişti. Çoğunluğu askerlerden oluşan kalkışmanın neticesinde 30 Mayıs günü Padişah Abdülaziz tahtan indirilerek V. Murat padişah ilan edildi.

31 MART VAKASI, 1909 DARBESİ

Yine Osmanlı İmparatorluğunun hem dışarda hem de içerde zor zamanlar yaşadığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Askeri bir ayaklanma ile başlamasına rağmen bir süre sonra dini bir çerçeveye bürünmüştür. Ordu darbe girişimini bastırmada yetersiz olmuş ve yine tahtın sahibini değiştirmişlerdir. Burada İttihat ve Terakki Cemiyetinin istenilen ortamı sağlayamaması da sebepler biridir. Sonuçta 13 Nisan 1909’da Sultan II. Abdülhamit tahtan indirilerek yerine V. Mehmet (Reşat) getirilmiştir.

BAB-I ALİ BASKINI – 1913 DARBESİ

31 Mart Vakasından sonra İttihat ve Terakki ciddi bir şekilde güçlenmiş ve ardından yaşanan olaylardan rahatsız olan bir gurup duruma isyan etmiştir. Sembol isimlerden olan Halaskar Zabitan isimli asker ve yanındakiler hükümete resmen isyan bayrağı açmışlardı. İmparatorluk yine hem içerde ekonomik hem de dışarda toprak kayıplarıyla mücadele etmekteydi. Yine Avrupa devletleri bu durumdan faydalanmak istemiş ve imparatorluğu siyasi olarak sıkıştırmanın gayreti içerisinde olmuşlardır. 23 Ocak 1913 günü İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimleri Bab-ı Aliye doğru ilerlerken bir süre sonra büyük bir kalabalığa dönüşerek bir kelle daha almışlardır. Sultan V. Mehmet Reşat İttihatçıların isteğine boyun eğmek zorunda kalarak Mahmut Şevket Paşa’yı sadrazam yaptırmışlardır.

BENZER İÇERİKLER

Kasım Ayının En Çok Kazandıranı Belli Oldu

Her ay ister küçük, ister orta ve isterse de büyük yatırımcıların en çok merak ettiği konulardan biri bir...

10.10 Saat Anlamı Nedir?

Çift saatler arasında yer alan 10 10 saati ve yorumları en çok merak edilen saat dilimlerinin başında gelmektedir....

Futbol Tarihindeki İlk Kırmızı Kart ve Türkiye İle İlgisi Nedir?

Futbol hiç kuşkusuz dünya tarihinde en fazla takip edilen ve ilgi gören sporlarda açık ara birinci sırada yer...

23.23 Saat Anlamı Nedir?

Saatler ve anlamları, sembollere yüklenen anlamlar insanlar tarafından sıklıkla takip edilen ve merak edilen gizemlerden biridir. Saatler anlamları...