1700’lü yıllardan itibaren bu tarz peruklar ilk önce Fransa’da ortaya çıkmış, sadece soyluların kullanabildiği bir statü sembolü haline dönüşmüştür. Birçok dönem filmi, dizisi, kitabı, tiyatro ve resimlerinde bu tarza sıkça rastlarız. Peki, ama bu peruk türü ve sadece soylular tarafından kullanılma amacı neydi?
Çeşitli tarz ve şekillerde peruk kullanımı antik çağa kadar dayanmaktadır. Ama özellikle bu peruk türü Fransa’da sağlık sebepleri ile ortaya çıkmıştır. Fransız Hastalığı ismi verilen bir hastalık ülkede yaygınlaşmaya başladığında birçok belirtisi gözlenmişti. Bu hastalığın en belirgin belirtilerinden biri de saçlarda dökülme ve deride oluşan yaralardı. Aynı zamanda daha sonraki dönemde bit salgını başlayacak ve bu dönemde de ilk başvurulan yöntem bu peruk olacaktı.
İşte özellikle soylu sınıf, bu belirtileri diğer soylulardan ve halktan gizlemek için peruk kullanmaya, peruğu da sosyal bir statü belirleyicisi olarak konumlandırmayı başarmışlardır. Çünkü soylu birinin saçlarının dökülmesi yadırganmaktaydı. Bir hastalığın belirtilerinin gizlenmesiyle başlayan soyluların peruk takma alışkanlığı o kadar benimsendi ki bu hastalığa yakalanmayalar için de takibini sağlamış, modaya dönüşmüştü.

Peruğun uzunluğu soylular arasındaki kıdem farkını da belirlemeye başlamıştı. Hatta Fransa Kralı XIV. Louis’in elliye yakın peruğu olduğu iddia edilir. Görünüşüne çok düşkün olan kral bu peruklarla beraber yüzden fazla portresini de çizdirdiği bilinmektedir.
Halk tabakasının kullanmasının yasak olmasının haricinde maliyeti ve zor olan bakımı da bu durumu perçinlemiştir. At kılı, keçi kılı veya biraz daha fazla para ayırabilenlerin tercihi gerçek insan saçı da kullanılabilmekteydi.

Bir başka ilginç durum ise hukuk alanında bu statü sembolünün hala devam etmesidir. Başta İngiltere olmak üzere İrlanda, Kanada ve Jamaika’da hukukçular tarafından kullanımı devam etmektedir. Buna yüklenen anlamlardan biri de, önyargılardan arınmış olma imajı vermek için.
