Dünyada resim denilince akla ilk gelen doğal olarak Leonardo Da Vinci’nin fırçasından çıkan Mona Lisa tablosudur. Yapıldığı dönem, yapan kişi, üzerine yapılan filmler, hakkında yazılan kitaplar ve sırları ile dünyanın en fazla anlam yüklenen-tanınan tablosudur. Türkiye’de ise resim denilince herkes tarafından en fazla bilinen (akademik bir çalışmaya sahip olmasanız da) iki tablo vardır. Bunlardan biri Fatih Sultan Mehmet’in meşhur portresi ve Osman Hamdi Bey tarafından yapılan ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ tablosudur.
Gizemler ve şifreler anlamında ise ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adından her geçen gün biraz daha fazla bahsedilmesine sebep olmaktadır. Bir kısım yorumlayıcılar gerçekten çeşitli gizemler barındırdığına inanmaktadır. Şimdi size hakkında anlatılan gizemleri sırayla anlatalım ve kararını size bırakalım. Ama öncesinde birkaç teknik bilgiyi kısaca dile getirelim.
Kaplumbağa Terbiyecisi Tablosunu Kim, Ne Zaman Yapmıştır?
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ tablosunu çizen kişi Osman Hamdi Bey’dir. Tablo aslında tek bir resimden oluşmayıp çizeri tarafından iki farklı versiyonu 1906 ve 1907 yılında çizilmiştir. Bu durum çok az kişi tarafından bilinen özelliklerinden biridir.

Osman Hamdi Bey Kimdir?
Osman Hamdi Bey 1842 yılında İstanbul’da doğmuş, 1910 yılında yine İstanbul’da vefat etmiştir. Tam bir Türk Aydını olan Osman Hamdi Bey, arkeolog, müzeci ve ressam özellikleri ile bilinmektedir. Ama aynı zamanda yerel bir yönetici olduğu da bilinmeyen bir özelliğidir. Belediye başkanlığı da yapan Osman Hamdi Bey Kadıköy’ün ilk belediye başkanıdır. Türkiye’nin ilk arkeoloğu olarak kabul edilir. En meşhur tablosu Kaplumbağa Terbiyecisi olmasına rağmen bunun dışında 30 önemli resminde mimarıdır.
2004 yılında Pera Müzesi tarafından, Türkiye’nin en pahalı tablosu olarak kayıtlara geçerek 3,5 Milyon Dolara alınmıştır.
Kaplumbağa Terbiyecisi’nin Şifreleri
En belirgin şifresi eğitim ve niteliği konusundadır. Geri kalmış bir toplumu düzeltmeye çalışan bir aydının yorgunluğunu yansıttığına inanılmaktadır.
Tablonun ismi ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ olmasına rağmen böyle bir mesleğin dünya üzerinde olmaması ilginç bir gizem barındırmakta olup anlatılmak istenen eğitimcinin ne kadar zor bir meslek icra ettiğidir.
Resimde eğitilmeye çalışılan canlının kaplumbağa olarak seçilmesi tesadüfi bir durum olmayıp en yavaş ve tembelliği temsil ettiği için böyle insanları eğitmenin ne denli zor olduğu anlatılmaktadır.
Resimdeki yapıda duvarlarda sıvası dökülmüş yerler çağdaşlaşmak istemeyen, gelişime karşı duran toplumu simgelemektedir.
Kaplumbağa terbiyecisinin elinde bulunan müzik aleti özellikle seçilerek ney olarak çizilmiştir. Müzik aletlerinin çoğunluğu vurmalı çalgılardan oluşmasına rağmen ney, üflenerek çalındığından dolayı ruha hitap etmektedir. Bu durum da eğitimcinin ruha hitap etmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Kaplumbağa terbiyecisi kaplumbağaların tam ortasında durarak eğitimcinin eğitilmesi gerekenlere uzak olmayıp onlarla iç içe zaman geçirmesi gerektiğini simgelemektedir.
Resimdeki tek ışık kaynağı olan alçak konumlanmış pencereden sızan ışık ve ışığın etrafındaki yerdeki yaprak parçaları yine tesadüfi olarak yerleştirilmemiştir. Eğitimcinin vereceği bilgiler yeşil yaprakları simgelerken o yapraklar da ışığın yoğun olduğu yerlerde konumlanıp eğitimli, çağdaş kişilerin hep önünün açık olduğu simgelenmektedir. Aynı şekilde yeşil yapraklardan uzakta olan kaplumbağalar (yani ışık ve bilgiden) karanlıkta kalmaktadır.
Terbiyecinin boynunda asılı olan maşa ise eğitimin ve çağdaşlaşmanın kolay bir süreç olmadığı imajı ile ciddi ve gerektiğinde sertleşebilme özelliğine sahip olması gerektiği vurgulanmaktadır.
Başındaki renkli bez parçaları eğitimcinin tek bir bakış açısına sahip olmayıp farklı bilgileri hem kendisinin bilmesi hem de öğrencilerine aktarabilme yeteneğini simgelemektedir. Ayrıca eğitimcinin her renk, kültür ve düşünceye saygısı olması gerektiği vurgulamaktadır.
Yerdeki kaplumbağaların hepsinin başları yukarıda yani eğitimcisine doğru yönelmiş şekilde resmedilmiştir. Burada verilmek istenen mesaj; eğitimci her zaman öğrencilerinin ilgisini üzerine toplamayı bilmesi gerekliliğidir.
Pencereden gelen ışığın olduğu yerde ne olduğu belli değildir. Buradaki şifre ise eğitimcinin hep merak uyandırarak gizemli ufuklara yelken açabilecek şekilde öğrencilerini eğitmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Eğitimcinin üzerindeki kıyafetin rengi kırmızı veya kırmızıya yakın bir renktedir. Bu rengin seçilmesi kırmızının liderlik ve gücü simgelemesindendir. Eğitimci öğrencilerinin dikkatini her zaman üzerine çekmeyi bilmesini simgelemektedir.
Eğitimcinin elinde olan Ney’in başka sembolik anlamları da bulunmaktadır. Ney’de yedi delik bulunmaktadır. Beş tanesi beş duyu organını geri kalan iki delik ise ruhu ve bedeni simgelemektedir.
Kaplumbağa terbiyecisinin sırtındaki kırba daha çok dervişlerin kullandığı bir unsurdur. Dervişler ihtiyacı olmamasına rağmen bu kırba ile insanlardan sadaka toplayıp egolarını yok etme çabası içerisindedirler. Burada anlatılmak istenen, eğitimcinin hırs ve egolarından arınmış bir derviş gibi olması gerektiği imgesidir.

Kaplumbağa terbiyecisinin iki farklı versiyonu olduğunu söylemiştik. İşte burada da yine gizemler ve iki resim arasındaki farklar bulunmaktadır. Şimdi o farkların şifresine bakalım.
İlk resimde beş ikinci resimde altı kaplumbağa vardır. İkinci resme eklenen küçük kaplumbağa eğitime olan ihtiyacın her geçen gün arttığı anlamı taşımaktadır.
Aynı zamanda yerdeki yeşil yaprakların oranı biraz daha artırılarak ışığa biraz daha yaklaştırılmıştır. Bu da eğitime olan ihtiyacın giderek arttığını simgelemektedir.
İkinci resimde dervişin (eğitimcinin) beli daha fazla bükülmüş ve zayıflamıştır. Eğitimcinin bu yolda daha fazla fedakâr olması gerektiği anlatılmaktadır.
Bir diğer ilginç şifre ise ikinci tabloda ışığın geldiği pencerenin boyu biraz daha kısalarak üst köşeye hat sanatıyla yazılan Hz. Muhammed’in ismidir. Burada verilmek istenen şifre eğitimcinin işinin her geçen gün zorlaşabileceği ve bu zorluğu aşmak için kuvvetli bir inanca sahip olması gerektiğidir.
Önünde yaprakları olan kaplumbağalar çok ürkek bir yapıya sahip olsa da kafalarını dışarı çıkarmayı başarmış ama önünde yaprak olmayan kaplumbağalar ise uzakta ürkek olarak konumlanmış durumda. Buradaki şifre, liderliktir. Lider olan kişi ödüllendirmeyi bilmeli ki en ürkek öğrenci bile ödül ile motive olarak liderin peşinden gidebilmelidir. Ceza ise liderin hemen yakınında (boynunda asılı) gerektiğinde ona da başvurabilmelidir.
Tabloda en üste duvarda yazan yazı sevgi üzerinedir. Buradaki şifre, yapılan her işin sevgi ile yapılması o işin başarılacağının göstergesi olarak kabul edilmektedir.
